İnsan Problemi
İnsan dediğimiz varlığı , evrim başlığı altında inceleyecek olursak , insanın tek yeni model olmadığını bilmekle birlikte , en kompleksli varlık olduğunu varsayabiliriz. Belkide ana problem aşırı evrimden kaynaklanıyor . Elbette geleneksel ilkelerden biri olan her şeyin aşırısı zarardır fikri çerçevesinde düşünecek olursak. İnsan fazla gelişmiş olduğu için artık çevreye uyum sağlamak yerine kendi doğasını , çevresini oluşturmaya başlamıştır. Ve. Buda evrimsel süreci sıkıntıya uğratmakta ve düzeni bozmaktadır. Elbetteki bu düzensizlik duşuncesi insan zihninin ürününden başka birşey olamaz . Nedeni ise evrimin belirli sabit kurallarının bozulduğunu soýleyemiyor olduğumuz gerçeğidir. Zaten belirli sabit kurallar çiğnenmiş olsaydı , bu sabit kuralların sabit olmadığı ortaya çıkmış olacaktı. Belkide mesele insanların , dünyadaki duzeni bozduğumuzu iddia edecek kadar egoist olmalarından kaynaklanıyordur. Ama yinede ortada bir zarar olduğu ve biz insanların da bu zararın sebebi olduğu inkar edilemez bir gerçek her ne kadar düzene karşı olmadağını varsaysak bile. Peki geniş yelpazede düşünecek olursak. Dünyaya zararı bulunan tek canlı olduğumuzu varsaymak, yine bir miktar egoistlik barındırmakla birlikte , bizi gerçek dışı bir düşünceye teşvik ediyor . Nedeni ise düşüncenin gerćek dışı olması. Butun canlılar kendi varlıklarını sürdürebilmek için çevredeki canlılara pek çok zararda bulunuyor. Mesele çevreye bencil anlamla uyumlu olmak. Canlilardaki bu evrimsel uyumluluk genel manada , bireysel olarak ele alınırsa , pozitif bir uyumluk bulunduğunu varsayılabilir. Yani bizim tavuk etiyle beslenebiliyor olmamız , dünya ile uyumumuzu göstermekle birlikte , bu uyumun bizim açımızdan pozitif , tavuk açısından ise negatif olduğunu gösterir. Elbetteki bu uyumun kısa veya uzun vaadeli olması durumları tartışılabilir fakat. Az gelişmiş canlıların uzun vaadeli olan daha kompleks çıkarlarını kavrayamayabiliyor olmaları ,onlarında kısa vadelı çıkarları , uzun vadeli çıkarları göze aldıklarını bilmemekle birlikte tercih ettiklerini varsayabiliriz. Öyleyse mesele pozitif veya negatif çıkarlar uğruna göze alınarak veya alınmayarak uygulanan zararlar olmadığı da aşıkar olmuş oluyor. Ozaman belkide bu zararın büyüklüğü tartışılabilir. Elbetteki bir ineğin doğaya bıraktığı zarar ile insanın bıraktığı zarar aynı ölcüde değil. Hatta hepsini kapsamamak şartıyla ineklerin, doğaya ,verdikleri zarardan çok ,yarar sağladığı iddia edilebilir. Bu noktada ise insanın kompleksi düşünme sistemi devreye giriyor. Bu inekte insan kadar gelişmiş bir canlı olmuş olsaydı belkide daha büyük sorunlarla karşılaşmış olurduk. Yani inek belkide yapamadığı için çevresine üst düzey negatif etkide bulunamıyor . Ozaman yine başa dönüyoruz . Aceba mesele fazla gelişmiş olmaktamı. Eger öyleyse fazla gelişmiş olmamız olgusu bizim suçumuz olamaz. Sanki sistemin bir bilinç sınırı var ve aşıldığı zaman kendini imha etmeye programlanıyor . Belki sistem olduğu gibi işliyordur. Görmek için daha geniş bir perspektife ihtiyaç duyuyor olabiliriz. Nitekim sistemin kafamızda kurduğumuz bir tanımdan ibaret olduğunu göz önünde bulundurursak , bu fikrin çokta uzak olmadığını varsayabiliriz . Bu bakımdan ise problemin fazla gelişmiş olmamız değil , algısal yetersizlik bakımından ele alacak olursak , yeterince gelişmemızden kaynaklanıyor olabildiģini söyleyebiliriz . Sonuçta sistem kafamızda ,biz geliştikte herşey daha fazla anlam kazanıyor ve daha mantıklı ve uyumlu hale geliyor. Esasında uyum ,mantık ,zeka , düşünce , bilim, sistem ve nicesi iki nöron arasındaki bağlantıdan başka birşey değildir.
|||||||
Konumuzun insan probleminden çok algı ve bilgi problemine doğru eğilmeye başladı . Zaten herşeyin problemi dediğimiz şey bilgi değil mi ?
Dünyayı kafamıza göre algılamamızın bir sakıncası olabilemez . Çünkü başka seçeneğimiz yok.
Aceba insanın bu dünyadaki gayesi ne olmalıdır . Bu noktada pek çok iddia öne sürenler olacaktır . Fakat bu noktada bu sözü insanın bu dünya için gayesi ne olmalıdıra çevirmek bir çok problemi ortadan kaldırabilir . Fakat bunu yapmayacağız .
insan dediğimiz canlıyı inceleyecek olursak . En azından şimdilik , tek başına hayatını idame ettirebilecek bir yapıya doğal anlamda sahip olmadığını söyleyebiliriz. İnsan öyle bir canlıki , kendisinin doğal olmasıyla birlikte , doğada hayatta kalmak için yapay bir öğretiye ihtiyacı var . Yani okula . Bu da insanın nasıl başkalaştığının uç bir örneği. Sanki biz pek bura için yaratılmamışa benziyoruz . Hayır , kendimizi başkalaştıran biziz . Kendi doğamızı yatattık . Doğayla uyumsuzluğu göze alarak . Bunu konfor için gerçekleştirdik. Bu problemin altında, insanın kendini dünyanın merkezinde görme sorunu yatıyor . Niteki sonuçta insan merkezli bir dünya meydana getirdik. E napalım her canlıda olduğu gibi bizde kendimizi ilk plana koyuyoruz. Zaten işin garip tarafı insanın her canlı gibi bencil davranması değil . Ortadaki asıl problem yada daha doğrusu olgu . İnsanın bir canlı varlık olarak kendinden başka canlılarında hayatını düşünüyor olması . Evet anlaşıldığı gibi . Biz bozulan birşeyi düzeltmeye çalışmıyoruz . Biz sürekli var olmuş bir doğa yasasını değiştirmeye çalışıyoruz . Enazından kendi özelimizde . Bu da bize kendi doğamızla nasıl bir savaş halinde olduğumuzun bir göstergesi .....
Yorumlar
Yorum Gönder